Sis

Sevdicek.

Hani sen şimdi gidiyorsun ya, tüm herkes sana benzeyecek ya hani, herkes sen gibi kokacak sanki hani, hani ben herkes de seni arayacağım ya yalan onların hepsi biliyor musun? En fazla 1 hafta ağlayacağım ardından sonra hoop başka kollarda bulacağım kendimi. En azından dürüstüm ben sen gibi yalanlarıma da kendimi inandırmıyorum, inan senin bir özelliğin yoktu diğerlerinden benim sevgimden başka. Ve artık anlıyorsundur seni bir zamanlar sevdiğimi artık sevmediğim için, boğazına bir düğüm gibi oturmuş olmalıyım.

Soğuk bir su iç sevgilim, geçer yakında.

aslında

Gidenler elimdekilerden fazla. Her gelen bir şekilde gider hayatımdan, genellikle de dönen olmaz zaten. Dönseler bile ben almam, gurur mu kibir mi sen söyle adını. Ama her kırık döküğe rağmen, her mahvoluşa rağmen ben yine burada kalırım. Gidemem hiçbir yere kendimden de geçemem, değişemem. İşte bu yüzdendir kendimi nedensiz sevişim ve bu yüzdendir nedensiz gülüşlerim. Neden ağlamak gerekir ki insanların ardından, gülerim ben. Ağlayınca gider acılar, akar gözyaşlarıyla. Ben gülerim ki kalsın hepsi bir şekilde içimde, gitmesin. Bir ben bileyim ne olduğunu ki işte bundandır susmalarım. Sadece kelimelerim konuşur bazen onlarda benim kadar sadıktır bana, birtek bilmen gerekenleri anlatır sana benim olan yine bana kalır.

Aslında bu yüzdendir kendimi nedensiz sevişim ve sizlere olan gülücüklerim.

*****

İçtiğim şarabım ol yanımda. Ama kendimi iyi hissetmek için değil, daha iyi hissetmek için içtiğim bir anda. Hem başımı döndür, hem de mutlu et beni bir damlanda. Nasıl da başarırsın bunu bedenimdeyken, nasıl da bir yudum da mahveder bir yudum da yüceltirsin beni sen. Dudaklarından dökülen her bir kelime için ne dünyalar yakılırdı bir bilsen. Ah bir bilsen bana bahşettiğin mutluluğu… Her şarap senin gibi değildir aslında, senin kadar özel ve pahabiçilmez… Ya herkesin dudaklarından dökülür onlar ya da tatları yalancıdır. Döndürmez başını, döndürse bile kaybolup gider. Ama sen sevdiğim, bir insanın başını bu kadar çok nasıl döndürebilirsin? Hiç mi acımazsın sevdiğine, nasıl da kıyarsın ki bu kadar aşık edersin kendine.

İşte diyorum ya; sen şarabım ol benim yeter, dünya yansa ne farkeder.

~~

Biri gidince herşey ona benzer ya, o kokar ya hani. Sen gidince hiçbirşey sana benzemiyor, sen gibi kokmuyor. O deniz kokusu bile senin kokun gibi mest etmiyor beni. Herşey çok başka kokuyor, çok uzak ve donuk gözümde. Sen yokken şehrime sis çöküyor, bulanıyor deniz, buğulanıyor hava… Sen varsan anlamlı herşey, sen yoksan bende yokum artık.

..

Yaktığım sigaram gibisin. İçime işledikçe ciğerimi, gözümde tüttükçe gözlerimi yakıyorsun. Sigaramdan aldığım ilk nefesim gibi başımı döndürüyorsun, sigaram devam ettikçe bağımlılığım ve sigaram bitince özlemim oluyorsun. Ve her sigaramı yakışımda ciğerlerimi mahvediyorsun. Ya ömrümce devam etmeliyim buna ya da bıçak gibi kesip atmalıyım tek hamlede…

Ne dersin bi paket sigaramdan vazgeçebilir miyim sence?
-Vazgeçerim bence.

aslında ben

Yağmur damlıyor, yavaş yavaş. Ve her damla aslında içime damlıyor, aslında her fırtına içime içime kopuyor. Şimşekler çakıyor göz bebeklerimde ve dalga gibi dalgalanıyor saçlarım, bugulanıyor gözlerim bulutlar gibi. Ve aslında en derin dalgalar, en büyük gelgitler içimde yaşanıyor. Tıpkı yağmur yağdığı okyanus gibi… Ama sen yine yak sigaranı karşımda, tıpkı okyanusa bakar gibi. Tıpkı yağmurun çisiltisi terastan duyulur gibi sen yine bana bak.

~~

Bir şarkım var, sen hariç kimse duymaz. Bir sözüm var, senden başka kimsenin kalbine ulaşmaz. Ama sen görmessin, duymazsın bunları. Bilemessin hiçbir zaman. O yüzden ben sendeki bilinmezliğin ürkütücülüğüne, karmaşıklığıma, kırılganlığıma kırıldım. Ama en çok da benden başka herkese bakan gözlerine kırıldım.

Ve aslında bunları sana yazdığımı da anlayamayacağın kadar kayboldum sende.

——


Ben susarım her zaman eğer sen anlayabileceksen beni. Sesli harflerimi saklarım, taa ki lazım oluncaya kadar. O yüzden sen beni bana anlat. Çünkü anlatırken gözlerinde kendimi görürsem bilirim içinde bir anlam olduğumu… Ama eğer göremezsem gözlerinde kendimi, boşver anlatma vedaları sevmem.

*****

Niye varlığım varken yokluğum koynunda…Aşık olduğum bir ironimiydin sen?

*****

Haykırırcasına susmak nasıl birşeydir. Haykırırcasına susuyorum, söylemek isterken ağzıma/kalbime kilit vuruyorum. “Susmasam ne olur ki?” diyorum bazen, ne olur? Sonra düşünüyorum, geçmişimi/geleceğimi “Yapma vivi.” diyorum “sadece yapma işte. sen idare edersin böyle…” Aslında en çok onu özlemek, onun mesajlarının özlemini çekmek neymiş biliyorum ben… Ben seni özlerken bilsem keşke seninde özlediğini, sadece bilsem en azından içinde bir yerlerde ben olduğumu… Ama diyorum ya “Yapma be vivi, iyisin böyle. İdare edersin sen. Tıpkı her zaman olduğu gibi.” Belki herşey için geç, belki de erken kimbilir. Keşke biraz gücüm olsaydı sana gösterebileceğim, savaşabileceğim. Herşeye rağmen senin cehenneminde yanmayı dilerdim, sen orda olmasan bile…